Türkiye'de yaşanan Taksim İstiklal Caddesi bombalı saldırı sonrası, bu defa da birçok ülkenin büyükelçiliklerinden yapılan "yeni terör saldırısı" uyarıları gündemdeyken yeni bir öderge TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmesi ile gündem oldu.

Türkiye'de en son İngiliz haber ajansı Reuters'ın ortaya çıkartıp yayınladığı "yeni terör saldırısı" uyarısı ile ajansın “En az iki Batı ülkesinin büyükelçisi başkent Ankara’da yeni güvenlik tehdidi uyarısında bulunurken İstanbul’un kalbinde düzenlenen bombalı terör saldırısından iki hafta sonra Sırbistan da vatandaşlarının ülkeye gitmemeleri konusunda uyardı”  cümleleri gündem olmuşken, TBMM Genel Kurulu’nda DAEŞ terör örgütüyle iltisaklı kişilerle ilgili araştırma önergesinin reddedilmesi dikkat çekti.

Daha önce de Taksim saldırısı araştırma önergesinin TBMM'de kabul edilmemesi tartışma konusu olmuşken son olarak İYİ Parti’nin DAEŞ terör örgütüyle iltisaklı kişilerle ilgili araştırma önergesi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Yabancı Basında Türkiye İçin "Yeni Terör Saldırısı" Uyarıları Peş Peşe Geldi! Elçilik Yazışmaları Ortaya Çıktı!

İYİ Parti, TBMM Genel Kurulu’nda "DAEŞ terör örgütüyle iltisaklı kişilerin Türkiye’de şirket kurabilmesi, sermaye hareketlerinde bulunması ve vatandaşlık alması hususunun kapsamlı olarak araştırılması, muhtemel terör hücrelerinin ve eylemlerinin harekete geçmeden bertaraf edilmesi amacıyla alınacak tedbirlerin belirlenmesi”ne yönelik araştırma önergesinin gündemin ön sırasına çekilerek bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi verdi ancak bu neri, AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Bu arada önergenin gerekçesi üzerine söz alan İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş'ın açıklamalarındaki şu bilgiler ise ayrıca dikkat çekti;

İyi̇ parti kayseri milletvekili dursun ataş, kurultay sonrasında açıklama yaptı ataş, "kurultayımızdan daha da güçlenerek çıktık" - Kayseri Haberleri

"ALANEN ORTAYA ÇIKMIŞTIR"

“1 Aralık tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan kararda DEAŞ terör örgütüyle bağlantı içinde olduğu tespit edilen 17 kişinin şirketlerine ve mal varlıklarına el konulduğu ifade edilmektedir. Türkiye'de birçok kanlı terör eylemi gerçekleştirmiş bir terör örgütü ve bu örgütle ilişkili kişilerin ülkemizde rahatlıkla şirket kurması ve birtakım sermaye hareketleri yürütmesi büyük bir güvenlik zafiyetini açıkça göstermektedir. Daha endişe verici olan husus ise DEAŞ terör örgütüyle bağlantısı olduğu tespit edilen 17 kişinin 4'üne Türk vatandaşlığı verilmiş olmasıdır. İktidarı defalarca uyardığımız kitlesel göç ve vatandaşlık politikalarının Türkiye'deki demografik yapıyı nasıl tahrip ettiği ve millî güvenliği nasıl erozyona uğrattığı bir kez daha alenen ortaya çıkmıştır.

AÇIK KAPI POLİTİKASI

İstiklal'de terör saldırısı: Reuters'ın PKK haberine İsmail Çataklı'dan tepki

Bilindiği üzere Afganistan, Pakistan ve İran başta olmak üzere, pek çok ülkeden Türkiye'ye yönelik yoğun bir kitlesel göç hareketi gerçekleşmektedir. Sınırlarımızdan elini kolunu sallayarak akın akın insanlar geçmektedir. Bu göçün dikkat çekici tarafı ise çoğunlukla genç ve erkeklerden oluşmasıdır. DEAŞ'ın beslediği radikal Selefilik ideolojisinin ülkemize bu göçlerle girmesi iktidarın açık kapı politikasının ve göç siyasetinin yıkıcı etkilerini daha da artırmaktadır. Türkiye bir tesadüf eseri değil, iktidarın bilinçli politika tercihlerinin doğal bir sonucu olarak dünyada en fazla sığınmacı ve kaçak göçmen barındıran ülke konumuna gelmiştir. Üstelik millî güvenliğimizi açıkça tehdit eden bu sığınmacılar için öz kaynaklarımızdan milyarlarca dolar harcadık.

Depreme de Habertürk Damga Vurdu! Depremzedenin Sesi Kısıldı! Depreme de Habertürk Damga Vurdu! Depremzedenin Sesi Kısıldı!

"PARA KARŞILIĞI"

250 bin dolara satılık TC vatandaşlığı - Ege Bölgesi'nin Günlük Siyasi Gazetesi - Yerel Yönetimler, Sağlık, Politika, Güncel, Spor, Yaşam, Eğitim, Ekonomi, Magazin, Kültür, Sanat

Bir yandan Suriyeli sığınmacılar ve dünyanın dört bir yanından iktidarın elek hâline getirdiği sınırlarımızdan geçerek ülkeye giren kaçak göçmenler, diğer yandan iktidarın para karşılığı dağıttığı istisnai vatandaşlıklar ülkemizi millî güvenlik açısından büyük risklerle karşı karşıya bırakmaktadır. AKP'nin izlediği bu siyaset, insani amaçlardan çok yıkıcı bir faaliyet hâline dönüşmüştür. AKP'nin Türkiye'yi Avrupa başta olmak üzere dünyanın mülteci kampı hâline getirme hevesinin bedellerini bugün milletçe ödüyoruz. Gerekli tedbirlerin alınmaması ve gereken eylemlerin yapılmaması hâlinde çok daha ağır bedellerle karşı karşıya kalacağız. AKP'nin, Türkiye'nin yalnızca bugününü değil, aynı zamanda geleceğini de riske atan bu göç siyasetinin izahını çıkıp bu kürsüden yapması gerekmektedir. Neden vatanımızı dünyanın en fazla sığınmacı ve kaçak barındıran ülkesi konumuna getirdiniz? Neden Türk vatandaşlığını para karşılığında kitlelere satma hevesi içerisindesiniz? Bakın, bugün ülkemiz AKP'nin göç ve vatandaşlık politikaları sonucunda o kadar büyük güvenlik zafiyetiyle karşı karşıya bırakıldı ki İçişleri Bakanlığı istisnai yollarla vatandaşlık verdiği kişilerin terör örgütü mensubu olduğunu dahi tespit edemiyor.

"KİTLESEL VATANDAŞLIK"

AKP, Türkiye'yi kitlesel göçün, demografik erozyonun ve terör örgütlerinin açık hedefi hâline getirmiştir. Eğer şimdi önlem alınmazsa yarın çok geç olabilir. Gerek Suriyeli sığınmacılara gerekse istisnai yollarla diğer yabancı uyruklu kişilere verilen kitlesel vatandaşlıklar sonucunda Türkiye'nin maruz kaldığı güvenlik risklerinin mutlaka yüce Meclis çatısı altında araştırılması gerekmektedir."